Burak Cop (NTV, TR, 09-02-2011) — WASET sİtesİndekİ uyduruk teblİğler ve uyduruk makaleler özellİkle taşra ünİversİtelerİnde basamakları hızlı tırmanarak doçent ve profesör olmayı sağlıyor

Burak Cop (NTV sitesi, Türkiye, 09-02-2011) —
WASET sitesindeki uyduruk tebliğler ve uyduruk makaleler özellikle taşra üniversitelerinde basamakları hızlı tırmanarak doçent ve profesör olmayı sağlıyor

Burası Kurtlar Akademisi, burada yılda…

Türkiye’nin yüksek öğrenim sistemindeki çarpıklıkların “ucube” çıktılarından biri de,
“çakma” yayınlarda çıkan “uyduruk” makalelerle kariyer basamaklarını tırmananlar…

BURAK COP
ntvmsnbc
Güncelleme: 14:45 TSİ 09 Şubat. 2011 Çarşamba

İSTANBUL -­ Bu yazı, ilk bakışta pek az insanın ilgisini çekmeye aday,
fazlasıyla “teknik” duran bir konuyla ilgili. Ama bu, konunun önemini
azaltmıyor. Türkiye’deki akademik yaşamla ilgili hayati bir sorunla,
hatta tehditle karşı karşıyayız ve bu tüm Türkiye yurttaşlarını, ülkenin
geleceğini alâkadar ediyor. Üniversitelerin yaptıkları iş (araştırma,
“bilim üretme” vs.) kamusal bir görevdir zira.

ABD’de New Orleans Üniversitesi’nde bilgisayar bilimleri alanında
doktora yapan Ahmet Murat Eren dedektif titizliğiyle ve bilimsel
şüpheciliğin hakkını vererek bir araştırma yapar. Eren’in bulguları,
akademide –az sonra kullanacağım tabirler caizse– çakma
konferanslarda sunulan uyduruk tebliğlerin ve çakma yayınlarda çıkan
uyduruk makalelerin özellikle taşra üniversitelerinde kimilerinin
basamakları hızlı hızlı tırmanarak doçent ve profesör olmalarına katkı
sağladığından şüphe etmemizi gerektiriyor.

Eren’in tespitlerine aşağıda daha ayrıntılı değineceğiz. Burada bir özet
geçelim. ICGST ve WASET gibi oldukça şaibeli kuruluşların
düzenledikleri konferanslarda yahut çıkardıkları yayınlarda, bilimsel
açıdan yerlerde sürünen, vasatın çok altında tebliğ ve makaleler
sunulmakta, yayınlanmaktadır. Üstelik öyle örnekler vardır ki, söz
gelimi şu anda taşradaki bir vakıf üniversitesinde dekan olarak görev
yapan bir profesör 2004’te Çanakkale’de düzenlenen bir konferansta
tam 7 makale birden sunmuştur. Bu makalelerin tamamı, birden fazla
yazarın kaleminden çıkmadır. Ve söz konusu profesör hepsinin ilk
yazarıdır, ismi başta yer almaktadır. CV’de ne kadar etkileyici
durduğunu (tabii ilk bakışta) siz tahmin edin.

A. Murat Eren’in araştırmaları üzerine Sefa Kaplan Hürriyet
gazetesinde bir takip yazısı yayınlar. Yazıda Kaplan, WASET adlı
kuruluşun deyim yerindeyse ipliğini pazara çıkarır:
“Hayli şık, içeriğiyle göz dolduran bir site (…)
Ancak biraz araştırınca,
sitenin makalenizi uluslararası dergilerde yayınlanmış gibi,
sizi de katılmadığınız uluslararası konferanslara katılmış gibi
gösterdiğini öğreniyorsunuz.
Parayı bastıran da bunları CV’sine ekleyip doçent veya profesör oluyor”.

Kaplan’ın Hürriyet’teki yazısı, Eren’in daha önce NTV Bilim dergisinde
çıkan bir makalesini temel alıp bunun üzerine yeni bilgiler koyuyor.
Eren, NTV Bilim’de, az önce bahsettiğimiz “bir konferansta 7 makale”
vakasını hatırlatan bir diğer makineli tüfek misali bilimsel üretim(!)
örneğine değinmiş:
“WASET’in matematik alanındaki sözde dergilerinde
bir yılda tam 14 makale yayınlamış olan bir akademisyen hâlâ Uludağ
Üniversitesi’nde görev yapıyor”.

SERİ ÜRETİMİN SIRRI!

Konunun takipçisi olan Sefa Kaplan, bu fevkalade üretken bilimadamını
buluyor ve ona mevzuyu soruyor. Prof. Ahmet Tekcan,
“WASET grubu dergilerinde 2007’den itibaren 14 makalem bulunmaktadır ve
bunların büyük bir kısmı da bölümümüzdeki arkadaşlarımızla yaptığımız ortak
çalışmalar. WASET ile ilgili haberleri duyduktan sonra da buraya
makale gönderme işine son verdim”
diyor. Kaplan’ın matematik gibi bir alanda bu kadar kısa sürede
14 tane makale yayınlamayı nasıl becerdiğini sorması üzerine ise
sağlam bir altyapıyla bunun mümkün olduğunu savunuyor Prof. Tekcan.

İKİ SAYFALIK DEV ESER

Yalnızca Google aracılığıyla yapılan bir araştırma bile pek çok şeyi
ortaya koyuyor. Önümüzdeki Nisan ayında Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi’nde “Uluslararası Bilişim Konferansı” adıyla düzenlenecek
etkinliğin ilki 2004’te Çeşme’de tertiplenmiş. Nisan ayındaki konferansın
eşbaşkanı Prof. Ali Okatan yedi yıl önce Çeşme’de toplanan
konferansın da başkanlığını yürütmüş. Bir de makale sunmuş. Bu
bilimsel makale, sıkı durun tam 2 (iki) sayfa! Üstelik Okatan’ın yanı sıra
iki kişinin daha imzasını taşıyor. Üç bilimadamı sıkı bir çalışmayla tam iki
sayfalık bir eser ortaya koymuş! (Nasıl olsa CV’lerde, listelenen
makalelerin kaç sayfa olduğu belirtilmez…)

“CHICKEN TRANSLATION” İNGİLİZCESİ

A. Murat Eren’in dikkat çektiği meseleye, ABD’den yayın yapan Turkish
Journal sitesinin Kaliforniya temsilcisi Işıl Öz de eğilir. Gazeteci Öz,
Eren’in eski tarihli bir yazısında şüpheyle ele aldığı, 2005’te Kahire’de
düzenlenen bir konferansta Türkiyeli bir bilimadamınca sunulan
(gerçekten böyle bir konferans düzenlendiyse tabii!) makaleyi mercek
altına alır. Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Lale Akarun’dan, söz konusu
makaleyi okuyup yorumlamasını ister. Akarun’un değerlendirmesi
fevkalade düşündürücüdür:

“Bildiri Türkçe yazılıp Google Translate gibi bir çevirici ile İngilizceye
çevrilmiş olabilir. Hani şöyle e­mailler alıyoruz ya:
“Ani ver para banka hesap gösterilen yoksa ölüm”;
bildirinin dili bu lezzette. Gerçi artık bilimsel makalelerde bu
çok sık rastlanan bir durum oldu.

Tabii bildirinin geri kalan kısmı da (…) hiç bir özgün değer taşımadığı
gibi, yazımı, metodolojisi, literatür taraması, vs. açısından hiç bir tutar
tarafı yok; bir öğrenci ödevi olarak geçer not alabilecek kalitede değil.

ŞAKA GİBİ BİLDİRİ

Böyle bir bildiri bir hakemin önüne gelse, fazla zaman harcamadan red
kararı verdiği gibi, bunun bir şaka olduğunu da düşünebilir. Ben de hala
“acaba öyle mi?” diye düşünmekten kendimi alamıyorum (…) Hızla yeni
üniversiteler kurulması nedeniyle çok büyük bir öğretim üyesi ihtiyacı
var; bu büyük bir baskı yaratıyor. Yeni üniversitelerde açılan doktora
programlarının kalitesi denetlenemiyor; konulan yayın kriterleri ise bu
sayıları tutturmak için içeriğin değil, sayının öne çıkmasına neden
oluyor”.

Evet, sorunun temelinde yer alan etmenlerden biri de, Anadolu’nun her
yerinde pıtrak gibi açılan üniversitelerden kaynaklı öğretim üyesi açığı
gibi görünüyor. Strasbourg Üniversitesi’nden Dr. Nihal Engin Vrana, ISI
Web of Knowledge adlı, uluslararası güvenilirlik ve geçerliliğe haiz
indeksleme sistemindeki verileri inceliyor. Şu sonuçlara varıyor Vrana;
ülke başına yayın sayısı ve yayın başına atıfta Türkiye; İran, Rusya ve
Çin gibi ülkelerle büyük oranda aynı sınıfta yer alıyor. Bu ülkelerin ortak
özelliği nedir peki? Vrana’nın gözüne iki şey çarpıyor;

PROPAGANDASI, GERÇEKTEN GELİŞMEKTEN DAHA KOLAY

“Birincisi, makale sayısına verilen önemin özellikle gelişmekte olan
ülkelerin bilimsel çıktısına verdiği zarar (yani nitelikten çok niceliğe
URL: http://www.ntvmsnbc.com/id/25180717/
önem verilmesinin yan etkileri). İkincisi de, gelişmişliğin
propagandasına, gerçekten gelişmekten daha çok önem veren
ülkelerin (ki bence, Türkiye altyapısını oluşturmadan üniversite açma
konusundaki iştahıyla bu grupta Çin, Rusya ve İran gibi ülkelerle
beraber yer almaktadır) bazı verileri şişirmek için gösterdikleri çabanın
bir bumerang etkisiyle onları başka önemli verilerde nasıl aşağıya
ittiği”.

MESELE ÜNİVERSİTE “AÇMAK” DEĞİL, KURMAK

Üniversite kurmakla AVM yahut otoyol açmak arasındaki farkı idrak
edemeyenler Anadolu’nun her yerine üniversite “açmakla” övünmeye
devam ededursun. Bir üniversite diplomasına sahip olmanın doğru
dürüst bir işe girebilmenin ön­şartı hâline geldiği (ama kesinlikle yeter­
şart olmadığı) ülkemizde, bir yandan popülist baskılarla eldeki iyi
üniversitelerin kontenjanları arttırılıyor (İstanbul Üniversitesi Hukuk
Fakültesi’nde sınıflardaki yüzlerce öğrenciye hocaların devasa
amfilerde hoparlörle ders anlattığı söylenirdi bir zamanlar).

Diğer yandan ise Anadolu’da niteliksiz tabela ve yarı­tabela
üniversiteleri açılıyor, buralardaki kadro açığına da YÖK’ün genç
akademisyen adaylarını Anadolu’da öğretim üyesi veya asistan olmaya
zorlayan politikalarıyla çözüm bulunmaya çalışılıyor. Köklü ve/veya
nitelikli üniversitelere son derece yetersiz sayıda yeni kadrolar
veriliyor. Tüm bu çarpıklıklar ile koca koca profesörlerin CV’lerini
deterjanla köpürtmeleri arasında bir ilişki olmalı. Türkiye’deki akademik
düzeni Nihal Engin Vrana güzel özetliyor:

“Burası Kurtlar Vadisi, burada yılda 50 bin makale yayınlanıyor”.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: